Hayatınızı Kolaylaştıracak 9 Bilgi – 2. Bölüm

II. Bölüm: Korkma, değiştir, geliştir!

Evet efendim, gelen tebrik ve tehditler üzerine bir an önce hayatınızı kolaylaştıracak sıradaki 3 bilgiyi (öneri, uygulama, yaklaşım?) sizlerle paylaşıyorum. -İlk 3 bilgiyi henüz okumadıysanız buraya tıklayın.

Umarım size de bana olduğu kadar yararlı olur –aslında bunların çoğu zaten bilip de uygulamadığımız şeyler, ama bir uygulamaya başlayınca hayatınızda büyük farklar yaratıyorlar.

 

4. Endişelerinizin Büyük Çoğunluğu Ger-çek-leş-me-ye-cek!

Ya beni terk ederse? Ya bunun yüzünden işten kovulursam? Ya bu sınavı geçemezsem? Ya köpeğimi kaçırırlarsa? Ya politikacıları iç çamaşırlarıyla görmek zorunda kalırsam?

Hepimiz birer küçük endişe kutusuyuz. Aklımızdan sürekli bizi sınırlayan, kendimizden ve geleceğimizden şüpheye sürükleyen “ya olursa” veya “ya olmazsa”lar var. Hepimizin başına geleceğinden emin olduğum bir gerçeği dile getireyim, hepimiz öleceğiz. Öyle ya da böyle, bugün ya da yıllar sonra, herkes eninde sonunda ölecek ve bu dünyadan göçecek.

Bunun dışında olmasından endişelendiğiniz şeylerin büyük çoğunluğu –ki birçok kaynak bunu %90 ve üzeri olarak belirtir- ger-çek-leş-me-ye-cek! Bu sebeple endişeleriniz sebebiyle kendinizi sınırlamaktan, durduk yere üzülmekten, anın keyfini çıkarmaktan uzak durmaktan vazgeçin.

Hem endişelerinizin bir kısmı gerçekleşse de, bunların da çoğunlukla sizin düşündüğünüz kadar canınızı yakmayacağını göreceksiniz, gördünüz. Dönün geçmişe bakın, endişe ettiklerinizin ne kadarı gerçekleşti, bir de bugüne, bu ana bakın, hala hayattasınız.

Her şeyi de o kadar ciddiye almayın, öleceğiz diyorum eninde sonunda, alo! Kime diyorum?! Başınıza endişe ettiğiniz şeylerden biri geldiğinde, üzülüp sıkıldığınızda bir düşünün bakalım bu olay 5 sene sonra sizin için ne ifade edecek, peki ya 10 sene sonra?

Bu konuda feyz alabileceğimiz bazı deyişlerimiz de mevcut, kimi zaman söylemesi bile insana keyif veriyor, argo için kusura bakmayın ama:

Koy g.tüne rahvan gitsin.

veya

Beğenmeyen küçük kızını vermesin / Beğenmeyen küçük oğluna almasın

daha klasik olunacaksa

Ağlama değmez hayat, bu göz yaşlarınaaa

Son olarak İngilizce severler için:

Shit happens!

 

5. Dünyada Tanımadığınız Kimse Yok!

Dünyadaki herkesin sizden en fazla 6 kişi uzakta olduğu teorisini duymuşsunuzdur, duymadıysanız da problem yok ondan başka bir yazımda bahsedebilirim. Konumuz başka…

Yeni bir ortama girdiğimizde, yeni insanlarla tanışacak olduğumuzda ya da ilk defa karşılaştığımız birisinden bir talepte bulunduğumuzda –bu onun işi olsa bile- kendimizi garip hissedebilir, çekingen bir hale bürünebiliriz. İşte bunun üstesinden gelmenin en kolay yolu da yeni tanışacağınız kişileri aslında daha önceden tanıyor olduğunuzu düşünmek, daha iyisi onları iyi birer arkadaşınızmış gibi varsaymak.

İnsanlar karşılarındakinin davranış tarzına göre kendi yaklaşımlarını oluştururlar. Siz karşınızdakini iyi bir arkadaşınızmış gibi karşıladığınızda, o da size olumlu bir şekilde yaklaşacaktır. Özellikle kişilerin üzerinde bıraktığınız ilk etki uzun süre kalıcı olduğundan, herhangi bir diyaloğun başlangıcındaki bu tarz bir olumluluk daha sonraki etkileşimlerinize de katkıda bulunacaktır.

“Telefonla görüşme yaparken gülümseyin” denmesinin sebebi de tam olarak budur. Çünkü bu “iyi arkadaş” yaklaşımı ile sadece kullandığımız kelimeler ya da mimiklerimizde değil, sesimizde de karşı tarafın –çoğu zaman farkında olmadan- algılayacağı olumlu bir etki yaratırız.

Ben bu yaklaşımı sadece sürekli yeni kişilerle tanışmak durumunda olduğum işimde değil, arabamı park ettiğimde yanıma gelen otopark görevlisi, depomu doldurmaya gittiğim benzinci de ya da alışverişimi yaptığım marketin kasiyeriyle karşılaştığımda da uyguluyorum. Bugüne kadar zararını görmediğim gibi, ücretsiz park, bedava yağ kontrolü, işimin hızlıca hallolması gibi tonla hayatımı kolaylaştıran olay yaşadım.

Tabi şimdi size gidip gecenin kör saatinde yolunuzu kesen eli bıçaklı adama arkadaşınızmış gibi davranın demiyorum, akıllı olun, kaçın. Ama mecbur kalırsanız da unutmayın, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır ya da Britanyalıların dediği gibi “a smile goes a long way”.

Müzik Dopingtir

Yasal Doping Müzik

 

6. Yasal Doping – Müzik

Tüm öğrencilik hayatım boyunca ders çalışırken müzik dinledim. Tüm sporculuk hayatım boyunca, havuz içinde yaptığım antrenmanlar hariç hep müzik vardı. Ofiste çalışırken hemen her zaman müzik dinlerim. Araba kullanırken müzik yine vazgeçilmezimdir. Bu satırları yazarken bile müzik var. Başka işler yaparken de hep arka planda müzik olmasına dikkat ederim.

Müzikten uzak kaldığımda, müziğin olduğu zamanlardaki kadar iyi performans gösteremediğimi görürüm. Bunun nedenini kısa bir süre önce araştırıp öğrendim ve müziğin gerçek anlamda bir doping olduğunun farkına vardım.

Müzik kanımızda herhangi bir testte ortaya çıkacak bir artık bırakmadan size doping etkisi yapar. Farklı türlerden hoşlansak da herkes müzik dinlemeyi sever, herkes derken, herkesi kastediyorum. Peki neden seviyoruz, ruhumuza hitap eden bir gıda olduğu için mi? Öyle de denebilir ancak biz mevzuya biraz daha bilimsel yaklaşalım.

Müzik kişiyi uyararak daha hızlı veya derin nefes almasını sağlayabilir. Ya da tam tersine kişiyi sakinleştirerek vücudundaki sistemlerin, özellikle kasların daha az enerji ve oksijen tüketmelerine sebep olabilir. Her iki durumda da kanınızdaki oksijen seviyesi olumlu yönde değişikliğe uğrar. Daha fazla oksijen, daha fazla performans ve daha iyi bir hayat demektir.

Bu konuda prematüre yenidoğanlarla yapılmış bir çalışma bile mevcut. Ve bu çalışmaya göre müzik eşliğinde bu yeni doğanların oksijen satürasyonları –hemoglobinlerinin oksijene doyum oranları- müzik dinletilmeyen yeni doğanlara göre daha yüksek olduğu görülüyor ve bu durum istatistiksel olarak anlamlı (p<0,01).

Hani müzik dinleyince daha iyi konsantre olduğunu söyleyenler vardır ya, efendim onun da çalışmasını yapmışlar ve doğruymuş. Bir de müzikle konsantre olamayanlar vardır, onlar da ya kendileri için yanlış müzik türlerini dinliyorlardır, ya da –bence- daha ciddi problemlere sahip olabilirler.

Yüzme alanında çeşitli dünya rekoru ve sayısız altın madalyaya sahip Michael Phelps’in yarışlardan birkaç dakika öncesine kadar bile müzik dinlediğini biliyor muydunuz? Peki ya bu sebeple kendisine doping yaptığı suçlamasının yönlendirildiğini?

Demem o ki, ne yapıyorsanız yapın, daha iyi yapmak istiyorsanız müzik hayatınızı kolaylaştırmak için orada, dinlemesini bilene.

Son 3 maddeye buradan ulaşabilirsiniz. Yazdıklarımın hoşunuza gittiğini umarım, ancak bunları uygulayıp kendi hayatınızda değişiklikleri görmenizi daha çok isterim, sağlıcakla kalın.

4 thoughts on “Hayatınızı Kolaylaştıracak 9 Bilgi – 2. Bölüm

  1. Pingback: Hayatı Kolaylaştıracak 9 Bilgi | Aç Kuzu

  2. Pingback: Hayatımızı Kolaylaştıracak 9 Bilgi – 3. Bölüm | Aç Kuzu

  3. Müzik olarak hangi tur muzikleri dinliyorsunuz? Sevdiğiniz parçalardan örnek verirseniz sevinirim. Bu arada blogunuzu yeni gördüm çok beğendim 🙂

    • Yazdıklarımı beğendiğinize sevindim, teşekkür ederim.
      Duruma göre hemen her türlü müziği dinlediğim oluyor ancak şu sıralar favorim, Berlin’li bir DJ olan Stefan Biniak’ın “The Read All About It” bootlegi: http://www.youtube.com/watch?v=kkLTxsAhURw

      Birazdan başlayacağım yüzme antrenmanı öncesi de şu an dinlediğim şarkı Martin Garrix’in Animals’ı.

Comments are closed.